6 Eylül 2015 Pazar

Yara

Her sabah sırtıma bir harita çizer gibi parmağını dolaştırırdı,
Ne yaptığını sorunca yaralarını seviyorum derdi.
Küçük bir çocuk edasıyla yüzümü dönerdim ona
Ya beni diye sorardım gülümserdi, biliyordu çünkü cevap bile vermesine gerek yoktu.
Parmağı kulağımın altından dudağıma kadar bir yol izlerdi,
En çok bu yaranı seviyorum biliyor musun derdi.
Her sabah tekrarlardı bunu, ama hiç sormamıştı bu kadar çok yaranın nasıl olduğunu
Biliyordu çünkü, hikayesini öğrendiğinde her bir yaranın asla eskisi gibi çizemeyecekti o haritayı sabah sırtıma.
Dudağıma kadar geldikten sonra parmakları bir öpücük konduramayacaktı dudaklarıma.


Yaklaşık 1 yıldır beraber yaşıyorduk, Ne olduysa o sabah oldu. Uyandığımda parmakları sırtımda değildi.
Telaşlandım yanımda olmadığını düşündüm bir an, döndüğümde elleri karnındaydı,
Sorgulayan gözlerle baktım gözlerine, kelimelere gerek yoktu ki, birisiyle bu kadar çok zaman geçirirsen kelimelere gerek kalmaz, lüzumsuzdur.
Gözleriyle karnını işaret etti, elimi tuttu karnının üstüne koydu.
Donmuştu gözlerim, şaşkındı, sevineceğimi yatakta zıplayacağımı düşünüyordu belkide.
O gün anlattım ona hikayemi, her bir yaramın tek tek.
Babama 1 yaşında vücudundaki yaralarını soruşumu ve o andan itibaren bana işkence edişini, Annemi öldürüşünü.
Yemek yiyebilmem için o acıya katlanmam gerekiyordu her gün.
Son yaramı 10 yaşında aldığımı, ve o acıyı daha fazla istemediğimi söylediğimde elimdeki bıçakla ağzımdan dudağıma kadar kestiğini.
Hareket etmiyorduk, Öpmek için dudağıma eğildiğinde geriye çekilmiştim.
Dokuz ay boyunca hiç konuşmadık bir kelime bile, Bir tek günaydın, bir tek günaydın bile yoktu.
Birbirimizi görmeyen ruhlar gibiydik.

Kızımızın doğacağı gün geldiğinde kurdu ilk cümlesini, lütfen dedi bana sadece lütfen
Öyle keskin öyle ikna ediciydi ki bakışları. Baban gibi olmayacaksın diyordu, Sen farklısın diyordu sanki,
Kızımız doğdu, bir ay iki ay üç ay çok hızlı bir şekilde geçti,
Çok mutluyduk eski hayatımıza dönmüştük ve üçüncü tekil kişi aramızdaydı,
Beste koymuştuk adını.
Öyle güzel gülüyordu ki bana.
1 yaşına gelmek üzereydi artık, zaman su gibi aktı geçti.
Unutmuştuk hikayemi ikimizde,
Kızım konuşmayı öğrenmişti.
Bir sabah sırtımdaki dokunuşlarla uyandım,
Biraz daha yumuşaktı parmakları, arkamı döndüm hemen
Sevdiğim kadın bestenin sırtımdaki yaralarla oynayışını izliyordu.
Gülümseyerek günaydın dedi
Asla unutamıyorum o anı
Beste elini annesinin ağzına götürmüştü susmasını ister gibi,
Baba bunlar nasıl oldu dedi yarım yamalak
Zaman donmuştu
Korkuyordu sevdiğim kadın, Her şey gözünün önünde canlanmıştı sanki
Kalbim öyle hızlı atıyordu ki, Sanki içeride kalan canavar artık benim çıkma vaktim aç şu kapıyı der gibi vuruyordu kalbimin derinliklerinden.
Yapamazdım
Kızıma,
Sevdiğim kadına o kadar acıyı çektiremezdim.
Kontrol artık bende değil gibiydi
Elimi yüzümü yıkamak istediğimi zannederek yataktan kaltım
Ayaklarım beni mutfağa götürmüştü
Ellerim titriyordu
Bütün vücudum buz gibi kesilmişti.
Bir bıçak vardı elimde
Ne ara almıştım onu?
Kapısındaydım yatak odasının
Bir çığlıkla kafamı kaldırdım
Sevdiğim kadın bağırıyordu
Besteye sımsıkı sarılmıştı.

Yürüyordum onlara doğru
Kalbim buz gibiydi o ana kadar
Ama birden hızlı hızlı atmaya başladı tekrar
Bu sefer derinlerde olan bendim sanki, o kapıyı ben çalıyordum.
Ellerimdeki bıçağı düşünmeden kendi kalbime saplamaya çalıştım
Sıcak bir his vardı ruhumda, yüzümde bir gülümseme,
Son hissettiğim şey dudaklarımda sevdiğim kadının dudaklarıydı,
Son duyduğum şey, Dünyanın en mükemmel kadını yapacağım Besteyi dedi sevdiğim kadın
Kararmaya başladı zaman
Kararmaya başladı Beste
Kızım
Ben öldüm.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder